İçeriğe geç

Meseleleri Mesele Etmek (I)

Kategori: Uncategorized

Böyle bir dünyaya çocuk getirmek istemiyorum.’

Eskiden -ama aslında o kadar da eski olmayan bir zamana kadar- bu cümleyi mütedeyyin kesimin ehl-i dünya olarak adlandırdığı kesimden insanlar kurardı sadece.

Bizler de onları kınardık.

Onlar rızkı vereni hakkıyla tanımıyor, Allah’ın her bir kulunu rızkıyla beraber gönderdiğine pek inanmıyorlardı.

Rızık endişesi taşıdıkları için, doğmamış çocuğa biçilen donun masrafı gözlerinde büyüyordu. Oldu da insanın en temel içgüdülerinden olan neslini devam ettirme güdüsüne yenilip bir çocuk sahibi oldular, bu defa onun rızkına bir ikincisini ortak etmek hayal bile edilmemesi gereken bir sû-i amele dönüşüyordu.

Çocuklarını Allah’ın onlara birer emaneti olarak değil, kendi hayatlarında eksik bıraktıkları ne varsa üzerine kurdukları planlarla tatmin olmalarını sağlayacak birer proje olarak görüyorlardı adeta. Ve fazladan her bir çocuk zamandan, bütçeden ayrılan ekstra kaynak demekti. Ortaya bir tane mükemmel bir proje çıkacağı yerde birden fazla yarım yamalak proje çıkma olasılığı çok yüksekti.

Tek mesele rızık endişesi değildi elbet. Şimdi burada saymaya kalksak kariyerizmden girer kadının özgürlüğünden çıkar, üzerinde çoğumuzun ittifak edeceği onlarca başka madde bulabilirdik. Ve bu bolluk-bereket kınamaya olan düşkünlüğümüzden neşet etmezdi; bizi ‘biz’ yapan, onları ‘onlar’ yapan, yani bizi onlardan ayıran çizgilerin bir zamanlar daha keskin olmasından kaynaklanırdı.

Fakat burada mevzumuz başka.

Nedir o mevzu?


Devamını buradan okuyabilirsiniz.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir